Türkiye’de Rekabet Gücü Artırılmalı
TKSD Başkanı: “Türkiye rekabet gücünün artırılması için üretim maliyetlerinin düşürülmesi, enerji maliyetlerinin yatırımları ile ilgili planlama yapılması ve kayıtdışı ekonominin azaltılması gerekiyor.”
Türkiye kimya sanayinin gelişimini ve lokomotif sektör özelliğini sürdürebilmesi için yatırıma yönelmesi gerektiğini söyleyen Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği (TKSD) Yönetim Kurulu Başkanı Timur Erk, bu noktada yer seçiminin olduğunu vurguladı. Timur Erk, katma değeri yüksek üretimin de sektörün öncelikleri arasında yer alması gerektiğine dikkat çekerek öncelikle yatırım haritalarının çıkartılması ve sanayi envanterinin yapılması gerektiğini söyledi. Erk: “Türkiye rekabet gücünün artırılması için üretim maliyetlerinin düşürülmesi, ihracatta REACH uygulamalarının tatbiki için sektörün bilinçlendirilmesi, maliyetle ilgili teşvik desteklerinin düzenlenmesi gerekiyor. Bunun için de enerji maliyetlerinin yatırımları ile ilgili planlama yapılması ve kayıtdışı ekonominin azaltılması için denetim ve cezai şartların tatbiki şart.” Tüm bunların yanı sıra kimya sanayinde sürekli gelişim için Ar-Ge ve inovasyona yatırımın da hayati olduğunu kaydeden Erk, “Kimya sanayi hemen hemen tüm diğer sanayi sektörüne girdi verdiği için TKSD’nin çalışma alanı da o derece geniştir ve sektörün özelliğini taşımaktadır. Sektörün mevzuat uygulamaları açısından karşılaştığı sorunların çözümüne katkı sunan TKSD, hem akademik platformda hem de mesleki alanda eğitimlere destek oluyor. Derneğimiz ayrıca dünyada bir tek kimya sanayinde görülen, insan sağlığı, teknik emniyet ve çevre korumasını amaçlayan “Üçlü Sorumluluk – Responsible Care” Koordinasyonu’nu yürütmektedir. Türkiye’de kimyasal hammaddeye baktığımızda ise, ülkemizde veri bulmanın son derece zor olduğunu vurgulamak isteriz. Ancak sektörde 3 bin civarında firmanın bulunduğu, üretimde satışların 20 milyar Euro civarında olduğunu, GSMH’nin yüzde 7’si civarında katma değer yarattığını, yaklaşık 15 sektöre hammadde ve ara girdi temin etmesiyle de yüzde 15’e yakın GSMH yarattığını söyleyebiliriz”şeklinde konuştu.
Sektörün sıkıntılarına dair bilgi veren Timur Erk şunları söyledi: “Çin ve Hindistan ile ulusal kimya sanayimiz genelde rekabet edecek boyutta değil. Bunun için en önemli sorun işçilik üzerindeki kamu maliyetleri ve yüksek enerji girdileri. Türkiye kimya sanayi, gelişimini ve lokomotif sektör özelliğini sürdürebilmesi için yatırıma yönelmeli. Burada en önemli sorun ise yer seçimi. Yatırım, katma değeri yüksek üretim yapabilecek yerli ve yabancı sermaye ile oluşabilir. Bu sorunu aşmak için benim önerim, yatırım haritalarının çıkartılması ve sanayi envanteri yapılması. Bir de tabi ki Türkiye rekabet gücünün artırılması için üretim maliyetlerinin düşürülmesi, ihracatta ‘REACH’ uygulamalarının tatbiki için sektörün bilinçlendirilmesi, maliyetle ilgili teşvik desteklerinin düzenlemesi gerekiyor. Bunun için de enerji maliyetlerinin yatırımları ile ilgili planlama yapılması ve kayıtdışı ekonominin azaltılması için denetim ve cezai şartların tatbiki şart. Yaşadığımız bir diğer sorunda da Ar-Ge’ye ve inovasyona yeterli önemin verilmemesi ve üniversite-sanayi işbirliğinin bir türlü istenilen düzeye çekilememiş olmasından kaynaklanıyor. Bu ikisi zaten birbirinin tamamlayıcısı iki faktör. Kimya sanayinde sürekli gelişim için Ar-Ge ve inovasyona yapılan yatırım önemli. Bu da üniversite-sanayi-kamu ortak çalışma koşulları oluşturulduğunda temin edilir. Burada mesafe kat edilmesi için, ulusal bir ‘Ar-Ge-İnovasyon’politikası hazırlayarak, teknoloji geliştirme merkezlerinin yaygınlaştırılması gerekir. Bu sorunların dışında çevresel kalite değerlerinin artırılması ve AB standartlarında bir çevre kalitesine ulaşılması şart. Bunun için de mevcut Çevre Kanunu’nun yönetmelik ve mevzuatı, ülke şartlarına uyacak şekilde ele alınmalı ve sektörün çevre ile ilgili yatırım yapması, temiz teknoloji bilincinin yerleşmesi şart.” Petrokimya sektöründe global aktör olmanın önemli olduğuna dikkat çeken Timur Erk, bu sektörde en iyi çözümün Petro-rafineri-petrokimya entegrasyonu olduğuna vurgu yaptı. Türkiye’de yeterli ham petrol ve doğalgaz kaynakları olmaması nedeniyle, üretimin Ortadoğu ülkelerine kaymasının doğal olduğunu ifade eden Erk, petrole dayalı hammadde sektöründe, Petkim A.Ş.’nin önümüzdeki beş yılda yaklaşık 5 milyar dolar yatırım yaparak Aliağa’da Petro-rafineri kurup Türkiye’nin ihtiyacı olan yeterli miktarda naftayı üretecek olmasının iyi bir gelişme olduğunu ifade etti. Erk, “Aliağa yarımadasında daha sonra öbekleşme modeli söz konusu olabilecek ve petrokimya sektöründe ciddi boyutta canlanma olacak. Ancak yatırımın yanında Türkiye’nin ikinci bir petrorafineriye ihtiyacı söz konusu olup, bu yatırım Ceyhan ve Yumurtalık’ta yapılmalı” dedi.
|